23 Aralık 2014 Salı

Diyetisyen Günü // 13. Hafta

Diyet yolculuğumda 3. ayı devirirken, bugünkü diyetisyen gününden kazancım şu şekilde; 11 kilo, 8.2'si yağ dokusu kaybı. Bu da demek oluyor ki, azı gitti çoğu kaldı :D Daha önümdeki 28 kiloya selam çakarım. Ama bu tablo beni oldukça motive ediyor.

Bu hafta yağ dokusu kaybı yaşamadığım (e o iki haftanın acısı tabii ki çıkacaktı) için her ne kadar diyetisyenimin görmek istediği tabloyla karşılaşmasak da, ben tartıda 88.1 i görünce mutlu oldum tabii :D Su olsun yağ olsun insan mutlu oluyor tabii.

Aklımda, kenarda köşede not alınmış çokça konu var sizinle paylaşmak istediğim ama gelin görün ki dersler dönem sonu eğlencesi yaptığından vakit ayıramıyorum maalesef. İlerleyen günlerde daha sık sizinle buluşmak dileğiyle,

Görüşmek üzere :)

16 Aralık 2014 Salı

Diyetisyen Günü //12. Hafta

Merhabalar

Bu gün malumunuz salı ve benim diyetisyenimle buluşma günüm. Dile kolay 3 ay bitiyor bu hafta.

Peki son zamanlarda ne oldu? Önceki yazımda görebileceğiniz gibi 10 kiloya doğru ilerliyorum, ancak bu aralar yürüyen merdivene ters binmiş gibiyim, hareket ediyorum ama hala olduğum yerdeyim. Oldukça ilginç bir durumla karşı karşıyayız arkadaşlar, ben yağ dokusu kaybedip yerine su dokusu kazanarak tartı ile mesafeli bir ilişki yaşıyorum. Yani şu son iki haftada toplamda 2.6 kilo yağ kaybetmeme rağmen onun yerine su aldığım için kilom değişmiyor. 2 haftada tartıda sadece 300 gram fark ettim. Bu durum sonucunda zaten evde tartılmamı istemeyen diyetisyenim motivasyon kaybım olacağından korkarak evde tartılmamı yasakladı (Şaka şaka, o kadar tatliş bir hatun ki, tartılmayın dedi).

Ben en sonunda su olarak yoluma devam edeceğim anlaşılan.

Görüşmek üzere =)

Mevcut durum: kilo 89.5, toplam kayıp 9,5 (Bu sefer yuvarlamasız), yağdan kayıp 8,2



13 Aralık 2014 Cumartesi

10 Kiloya Doğru Adım Adım

Dışımdan pek öyle görünmüyor kabul ediyorum ama içim biraz şişti sayın seyirciler. Sıkıldım mı? Eh biraz sıkılmış olabilirim. Yaklaşık 3 ay oldu diyete başlayalı (25 Eylülü sayarsak 2.5 ayı biraz geçmiş oluyor) 9.2 kilo verdim ama bence biz onu 9.5 diye yuvarlayabiliriz, Ne de olsa kilo verirken yukarı kilo alırken aşağı yuvarlamak adettendir. Kendi kendime triplere girdiğim bu süreçte etrafımdakilere de "sen de şişkosun sen de diyet yap" baskıları yaptığım doğrudur. İnsan direk böyle bir savunma mekanizması geliştiriyor. Millet orada en sevdiğiniz (ve tabii ki dünyanın en sağlıksız) yemeklerini höpür höpür götürürken siz elinizdeki bir dilim ekmeğe yarım avokadoya bakıp kendinizi avutuyorsunuz. Bütün çikolata yiyenler düşmanınız oluyor, eve alındıysa falan zaten mazallah 3. dünya harbi. Kimse size gelmesin siz kimseye gitmeyin, mümkünse şöyle izole bir şekilde diyetinizi yapın paşa paşa, bir sene sonra tamam ben verdim kilolarımı şimdi kapışalım diye çıkın insanların karşısına. Ben tabii ki bu triplere bir haftayı 400 gram ile geçirdiğim için girdim. Sonra bu hafta ne oldu sağ olsun tartı beni yine tam olarak aynı kiloda gösterdi ancak 1.2 kilo yağ vermişsin gülüm dedi. Hayır şu konuda bir anlaşabilir miyiz artık, benim mantığım tartıyla doğru orantılı çalışıyor, tamam evet diyetisyenim tamamen yağ eksilmesiyle ilgileniyor asıl kilo vermenin o olduğunu söylüyor, tamam ben de kabul ediyorum öyle olabilir ama insan da elinde somut bir delil olsun istiyor yani. "Kilom eksilmemiş ama yağ vermişim" deyince millet dik dik bakıyor bana, kötü hissediyorum arkadaş kendimi.

Aman işte kilo vermek böyle bir süreç tribe girersiniz bozarsınız bozmaya devam edersiniz sonra bir bakmışsınız giden tüm o güzelim kilolarınız hoop geri gelmiş. Önemli olan böyle süreçleri sizi kötüye götürmeden atlatabilmek. Ben de ne olacak tabii ki devam edeceğim, bu yüzden diyetisyene gidiyorum beni arkamdan itekleyecek, yapmadığımda hesap vereceğim ve bozsam bile gelecek hafta tekrar eski düzenime dönmemi sağlayacak birine ihtiyacım var. Bu sizin için herhangi biri olabilir tabii ne yapmanız gerektiğini biliyorsanız.

9.2 kilonun 6.8'i yağdan gittiğine göre vücudumdan şöyle 3 tane falan tavuk çıkmış oldu. Böyle düşününce hem iğreniyor insan hem de evet yahu öyle oldu di mi diyorsunuz.

48-50 bedenden 46 bedene indim. Bundan sonra önümüzdeki maçlara bakacağız.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Yanında Patates İstemiyorum. Gerçekten.

Bilenler bilir Del Mundo diye bir kafe vardır, Eskişehir, İzmir ve Ankara'da şubeleri var. Konsepti çok ciciş olan, ortamını sevdiğim, yemeklerine falan çok bayılmasam da gidip oturmayı, vakit geçirmeyi sevdiğim bir mekandır. Ankara'daki Tunalı şubesini daha çok seviyorum ben, Bahçeli'dekine göre daha sakin bir yer. Özellikle sabah ve öğle zamanlarında işinizi dersinizi alın gidin orada çalışın. Ben de işte dün bu şekilde arkadaşımla birlikte gittim, yemek yiyeceğiz. Benim en sevdiğim yemek hamburgerdir heralde, kime söylesem aman sen de gerçek yemek mi o bir insanın en sevdiği yemek nasıl hamburger olur der hep. Ama ben buna en son karar verdim artık. Görünce dayanamadığım yiyeceklerde ilk üçtedir. İlki çikolata, üçüncüsünü ise şu an düşünmek istemiyorum. Boşuna niye kendi kendimin canını çektireyim şimdi :P Her neyse lafı fazla uzattım, ben bu sefer hamburger yemeğe karar verdim, güzel. Zaten bence hamburger gayet masum bir yiyecek, teoride köfte ekmek ve bazı diğer tatlar. Diğer tatları zararsız tuttuğunuz sürece problem bunun neresinde? Garson kız geldi sipariş veriyoruz, ben yine direk girdim konuya "Ben hamburger istiyorum ama yanında patates olmasın, mümkünse haşlanmış sebze değilse salata olsun" dedim açık açık. Kız önce bir şaşaladı sonra yaptırabilirsem yaptırırım dedi ama bana patatessiz hamburger verme konusunda pek bir isteksiz gördüm kendisini. Başka bir yemek önerdi, neredesye benim "patatessiz" hamburger güme gidiyordu. O sırada iki üç kez tekrarladık biz bunu karşılıklı "Patates olmayacak" "Evet olmayacak" En son giderken kız üstüne bastıra bastıra "Patatessiz" dedi ve en sonunda anlaştık. Demem o ki sanıyorum böyle bir istek hiç gerçekleşmemiş :D Zaten bu aralar hep böyleyim, şunu istiyorum ama şu olmasın şu olsa iyi olur ama şu olsa daha iyi olur. İnsanların en sevmediği müşterilerden biri oldum bence. Geçen de kuru yemişçiye "Yaban mersini istiyorum ama şekerlenmemiş olsun, geçen aldığım sizden şekerliydi." demiştim, adam sanırım bana alındı.. Marketteki görevli de deli olduğumu sanacak en sonunda, her gittiğimde ananas alıyorum, beni ananasla eşleştirdi :D "Bu sana gelmez abla, ben sana şunu vereyim." muhabbetlerine girdik iyice. İçimde tam mahallenin kedili teyzesi olma potamsiyeli var, geleceğimden korkar oldum.

Mevcut kilo 90,2. Yarın diyetisyene gideceğim bakalım ne olacak. Artık 90ların altını görmek istiyorum. En son 7 sene önce 82ydim, hey gidi günler :P

Görüşmek üzere :)

24 Kasım 2014 Pazartesi

Bir Klişe Olarak Ben


 Bu gün Popom Olmadan Asla kitabını okurken (ki kendisiyle ilgili yorumlarımı ilerleyen günlerde kitabı bitirdiğimde yapacağım.) düşündüm ki hayatımın büyük çoğunluğunu bir klişeyi gerçekleştirerek, onu yaşayarak geçirmişim. Şişman kız, devamlı kilo verme çabası içinde, bir süre düzgün besleniyor, ama sürekli ufak tefek kaçamakları oluyor, bir süre sonra hepten bırakıyor ve nasıl isterse öyle yemek yiyor, verdiği kiloları ve hatta daha fazla olmak üzere geri alıyor, bir süre sonra tekrar diyet yapıyor falan filan. Yaklaşık on yıldır süre gelen hikayem işte böyle. Adeta bir klişeyim analayacağınız.
İnsanlar sizi süzdüğünde aklınıza direk dış görünüşünüzü yargıladığı gelir. Yemek yeseniz nasıl olsa şişmansın, yemeseniz amacınız kilo vermektir. Kimse sizin sağlığınızı düşünmez, varsa yoksa kaç beden giyiyorsun. Siz istediğiniz her şeyi giyemezsiniz çünkü sonra insanlar ne der. Dar kıyafet giyseniz bu halinizle öyle kıyafet mi giyilir, bol giyseniz e tabii kapamanız gereken “çok” şey vardır. Biraz kılığınıza kıyafetinize dikkat etseniz bu halinizle ne işe yarar zaten. Saçınızı başınızı makyajınızı yapsanız, eh anca sizi o kurtarır. Bütün bunları size öyle güzel empoze ederler ki en sonunda siz de aynı bu şekilde düşünmeye başlarsınız.
İnsanların yüzünüze karşı sen böyle “de” güzelsin, biz seni böyle “de” seviyoruz, olsun canım senin “yüzün” güzel, biraz kilo versen fıstık gibi olursun. Şunu da duyarsınız ama her zaman en son, bak bu senin sağlığın için “de” önemli. Aman ne kadar teşekkür etsem az. Önce görüntüyü kurtar, sonra şekeri tansiyonu karaciğer yağlanmasını düşünürsün. Nasıl olsa bizim en önemli değerimiz 38 beden sülün gibi bir hatun olmak. İnsanlar sizden hep kilolarınızı düşünmenizi ister, aman verdim mi yoksa aldım mı, şu pantolonu giydiğimde popom nasıl duracakkısa kollu kolsuz askılı giysem kollarım ne olacak.
 Ben hep çok şanslı olduğumu düşünürüm çünkü en yakınımdaki insanlar benim sağlığımla hep daha ilgili oldular, bana hep destek çıktılar. Ama etrafınızda hep bahsettiğim gibi insanlar vardır ve olacak, önemli olanın siz olduğunu sakın unutmayın. Evet ben bir klişeyi yaşadım, yaşıyorum bundan her ne kadar rahatsız olsam da bir sene sonra bunları söyleyen insanların kendilerinin boğazlarından üç lokma kısıp da yapamadığı o “en” önemli şeyi yapmış olacağım ve işte bunu düşünmek beni motive eden şeylerden bir tanesi.
Benim, kilolu bir insanın kendisiyle problemi olmadığında, a ne kadar özgüvenli ama canım bir de zayıf olsa diyen insanlarla ciddi sorunum var. Sizi olduğunuz kişi olarak seven, o kişiye saygı duyan bir insan olmak yerine, olmanız “gereken” kişiyi oluşturan insanlardan lütfen uzak durmaya çalışın eğer duramıyorsanız da kendinizi dinleyin ve onların sadece konuşmalarına izin verin. Önemli olan her zaman sizsiniz, sizin sağlığınız, sizin yaşam kaliteniz, sizin nasıl görünmek istiyorsanız öyle görünmeniz ve mutlu olmanız. Kilolarınızı verin ama zayıf olup birilerinin sizi koyduğu kalıpların içine girmek için değil, hastalıklarla yaşanan bir hayat riskini azaltmak için, hareketinizin kısıtlanmasını önlemeniz için, ömrünüzü on sene kısaltmak yerine sağlıklı bir yaşam geçirmek için yapın bunu.


Görüşmek üzere.

11 Kasım 2014 Salı

Diyetisyen Günü //8. Hafta

Bugün günlerden salı ve diyetisyen günü :) Beni çok mutlu eden bir şekilde bu hafta yaklaşık 2 kilo vermişim :) Hedefim gelecek salı tartının 90 nın altında bir rakam göstermesi, umarım öyle olur :)

Şu anda 91.8 kiloyum ve toplam 7.2 kilo kaybetmiş oluyorum bu durumda. 2 ayda güzel bir başarı.

Görüşmek üzere :)

10 Kasım 2014 Pazartesi

Ara Öğünde Ne Yapmalı?

Merhabalar

Sağlıklı beslenme dediğimizde aklımıza gelen kavramlardan biri de ara öğün. Diyetisyenler ve doktorlar en sağlıklı beslenme şeklinin günde 6 ile 8 öğün yapmak olduğunu sürekli söylüyorlar. Günümüzde her ne kadar iki öğünden oluşan ve bolca reklamı yapılan diyet ve beslenme çeşitlerinin olduğunu bilsek de benim de aklıma en çok yatan ve en sağlıklı olduğunu düşündüğüm beslenme şekli kesinlikle az miktarda sık aralıklarla yemek. Benim şu anki beslenme düzenimde 3 ana öğün (kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği) ve 3 ara öğün bulunmakta.

Bu yazımda size iki farklı ara öğün önerisinde bulunacağım.

#1


Sevdiğiniz türde herhangi bir bitki çayı (şekersiz olmalı ve yeşil çay önerilir), 1 porsiyon karbonhidrat grubu, 1 porsiyon meyve


Ben diyetisyenimin önerileri doğrultusunda karbonhidrat grubunda bir avuç leblebi (sarı veya beyaz olabilir) tercih ediyorum. Siz 4 adet diyet bisküvi, bir dilim tam tahıllı ekmek, ya da 2 adet tam tahıllı grissini de tercih edebilirsiniz. Tamamen sizin damak tadınıza ve o anki durumunuzla bağlantılı. Meyve olarak da 1 kuru kayısı, iki çorba kaşığı yaban mersini yiyorum. Yine meyveniz herhangi bir meyve olabilir. Tek dikkat etmeniz miktarı.
Bu benim kahvaltı ve öğlen yemeği arasındaki ara öğünüm.

İkinci olarak akşam yemeğinden sonraki ara öğünüm de aşağıdaki gibi.

#2


Bu öğünde 1 porsiyon meyve, ½ su bardağı (100 ml) yarım yağlı süt ve ½ porsiyon karbonhidrat grubu besin bulunmaktadır.

Burada çay yerine yarım su bardağı yarım yağlı süt olduğunu görebilirsiniz. Meyve olarak bir dilim (75 gram) ananas yiyorum. Bu sefer yarım porsiyon olan karbonhidrat grubu besinimi ise genelde 2 adet tuzlu bisküvi ya da 1 adet grassini olarak tüketiyorum. Bu görseldeki etinin ufak diyet bisküvileri, kalori karşılaştırması yaparak 8 tanesinin yarım porsiyona denk geldiğini öğrendim (1 paketinde 32 adet bulunuyor). Burada bir adet de havuç ekledim, yağsız olarak sebzeleri dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz.

Gördüğünüz üzere, ana öğünlerde daha çok temel besin ögelerinden oluşan öğünler yaparken, ara öğünlerde daha hafif besinleri tercih ediyoruz.

Özellikle ananas yememin sebebi diyetisyenimin önerisi ve isteği üzerine oluyor. Ananasın oldukça faydalı bir meyve olduğunu söyleyebilirim. Ananasın özeliklerini ve faydalarını buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.

Umarım sizin için faydalı ve keyifli bir yazı olmuştur.

Tekrar görüşmek üzere :)